Türkçe Yaz Kampanyası
MSN Türkçesi denilen olgudan kurtulma zamanı gelmedi mi? Neden söylemlerimizde kelimelerin duruşu farklı oluyor. İmla hatalarıyla dolu bir yazı gözlerinizi bozmuyor mu? Hızlı olmak adına neden yazdıklarımız tam karışık pizza görüntüsüne bürünüyor? Güzel Türkçemizden utanan bir nesil yetişmemesi için elimizden gelen gayreti göstermek adına bu konuya biraz olsun değinmek istiyorum…
“Milli duygu ve dil arasındaki bağ çok güçlüdür.
Dilin milli ve zengin olması milli duygunun
gelişmesinde başlıca etkendir.” MDKV
Atatürk‘ ün bu güzel sözleriyle konuya girmek daha mantıklı olacaktır. Bu sözler dilinden, kimliğinden ve milletinden utananların suratlarına bir tokat misali çarpacaktır.
Bir milletin koruması gereken en önemli özelliklerinden biri dilidir. Dil, bir milletin kimliğidir. Bu durumu önceden gören Ulu Önder Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ ni kurduktan hemen sonra başladığı Türk dili çalışmalarına vefatına kadar devam etmiş ve Türkçe‘ mize birbirinden güzel kelimeler bırakmıştır. Sizce dünyanın peşinden koştuğu, düşmanlarının bile saygıyla yaklaştığı Atamız bu çalışmaları neden yapıyordu? Tek sebebi Türk gençliğine her alanda yardımcı olacak bir dil bırakmaktı.
Atatürk bu amacına belli ölçüde ulaştı diyebiliriz. Neden diyebildiğimize gelince… Son zamanlarda internetin gelişmesiyle global bir dünyaya açılan kapıdan hızlıca içeri atlayan Türk gençliğimiz, önüne konulan herşeyi iştahla yemesi sonucu yukarıda da bahsettiğim gibi dilinden, kültüründen, örfünden, adetinden utanan bir nesil yetişmeye başladı. İnternet kafelerde, önce “mIRC” adı verilen sisteme tabi tutulan gençlerimiz daha sonra “MSN” denilen illete kapıldılar. Hızlı olmak adına yazı yazarken birçok harfi yuttular. Birazda şekil yapmak isteyenler “V” yerine “W”, “g” yerine “q” gibi anlaşılması belli bir zaman alan acayip ötesi harfler soktular. Birde yetmezmiş gibi eski sohbet alışkanlıklarından kalan “Selam” yerine “slm”, “tamam” yerine ”OK” koymalarıda Türk diline gençlerimizin vurduğu bir hançer oldu. Bu anlattıklarım işin sadece %1 bile değil. Asıl işin içinde başka işler var ama kafaları o konularla bulandırıp konunun asıl amacını saptırmak istemiyorum.
Burdaki asıl amacım internet ortamında birşeyler paylaşan birisi olarak bu yazıyı okuyanlara hiç değilse birşeyler hatırlatabilmektir. Benim zaten başından beri sevmediğim sohbet programları hakkında birşeyler yazmak beni mutlu ediyor. bu programları sevmeyin demiyorum tabiki. Sakın yanlış anlaşılmasın sözlerim. Amacımı buraya kadar yazdıklarımdan anladığınızı düşünüyorum.
Benim gibi düşünen insanlar son zamanlarda çoğalmış durumda. Artık internet sitelerini gezerken cümlelerin yazım kurallarına uygun olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. Özellikle blog yazarlarının sitelerindeki yazılarında bu konuya dikkat etmeleri umut verici görünüyor. Çünkü birçok blog yazarı arkadaşımızın yaş aralığı 15-25 olduğu varsayıldığında, Türkçe için birşeyler yapabilme hırsım yeniden doğduğunu hissettim.
İki üç aydır yazılarını takip ettiğim Süleyman Sönmez ise kendi sitesinde Türkçe ile ilgili bir kampanya başlatmış. Açıkçası zaten tasarımını ve yazılarını çok beğendiğim Süleyman hocanın birde bu konuyla ilgili açtığı başlığı gördüğümde hemen harekete geçmem gerektiğini düşündüm. Aslında nasıl oldu da bu yazıyı görmedim onu anlamıyorum. Süleyman Sönmez başlattığı kampanyayı desteklemek ve fikirlerimi sizlerle paylaşmak adına bu yazıyı yazdım. Umarım çorbada benimde tuzum bulunur ve bu kampanya birçok internet sitesine yayılır.
Bu arada söylemeden edemeyeceğim. Süleyman Sönmez’ in yorum bölümündeki “YORUM YAZMADAN ÖNCE” kısmı çok hoşuma gidiyordu. Bu kampanyayı görünce benimde yorum alanımda böyle birşey olması gerektiğini düşündüm. Önce kendim birşeyler yazmaya çalıştım. Ancak gördüm ki bu konuda hassas olan herkes gibi benimde derdim aynı. Hal böyle olunca ve daha iyisini yazamayacağımı düşünerek bu bölümü Technogram.Net’ e taşıdım.
Yeni yorum kurallarımız şöyle:
- Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
- Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
- “gelcem, gitcem, gidiyom” denmez “geleceğim, gideceğim, gidiyorum” denir.
- “Herkez” denmez “herkes” denir.
- “Yaaaa” çok laubali bir sözdür.
- “bU şEkiLDE” yazmak sadece okuyanı yorar.
- “Yanlız” değil “Yalnız” denir.
- “ğ” harfi “g” şeklinde yazılamaz.
- “Dahi” anlamındaki “de” ayrı yazılır. Yani “Bende, sende” denmez, “Ben de, sen de” denir.
- “Geldimi?” yazılmaz “Geldi mi?” yazılır. Soru takıları ayrı yazılır.
- “OKmi?” değil, “Tamam mı?” denir.
- “ahmet, belgin, duru” denmez. “Ahmet, Belgin, Duru” denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
- “ki” eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, iyelik eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır.
- “v” yerine “w” yazılmaz…
Aslında bu kurallar kampanyaya katılan arkadaşlarla fikir alışverişinde bulunarak daha da güçlendirilmeli ve tüm sitelerde aynı olmalı. Hem gelen kullanıcıların yorum yazarken dikaktini çekmek amacıyla hemde standart kurallara kavuşabilmemiz açısından yararlı olacağını düşünüyorum. Kodlama konusunda gördüğüm kadarıyla çok iyi durumda olan Süleyman Sönmez’ den ise bu konuyla alakalı bir eklenti bekliyoruz.
Vatanını seven her internet sitesini bu “TÜRKÇE YAZ“ kampanyasına davet ediyorum!





Twitter
Facebook
Buzz
Digg
FriendFeed








[...] 13 ) Technogram.Net | Türkçe Yaz Kampanyası [...]
Türkçe konuşmamız bozuldu, bozuluyor derken şimdi yazımız da bozulma başladı. SMS veya chat ortamlarında yapılan “kısa yoldan” yazışmalar ne yazık ki konuşmaya da yansıdı. Sonuç olarak geldiğimiz noktada hangisi hangisini olumsuz etkiliyor belli değil, tek bildiğim ikisinin de bir an önce düzeltilmesi gerektiğidir. Aksi takdirde ne idüğü belirsiz bir dilde iletişim kurmaya çalışan bir nesil bekliyor gelecekte…Konuyu gündeme getirip dikkat çektiğiniz için teşekkürler…
Cevapla