The Curious Case Of Benjamin Button
Yapım: 2007 ~ ABD, Fransa, Hindistan, İngiltere
Tür: Aile, Biyografi, Dram, Fantastik, Gerilim, Gizem, Romantik
Yönetmen: David Fincher
Senaryo: Eric Roth, Robin Swicord
Senaryo (Kitap): Eric Roth, F. Scott Fitzgerald
Yapımcı: Kathleen Kennedy, Frank Marshall, Jim Davidson, Cameron Cash, Cean Chaffin
Görüntü Yönetmeni: Claudio Miranda
Müzik: Alexandre Desplat
Filmin Websitesi: http://www.benjaminbutton.com/
Süre: 2 saat 46 dk
Gösterim Tarihi: 06 Şubat 2009 (Türkiye)
IMDB Puanı: 8.2/10
Film, seksenli yaşlarında doğup, geriye doğru yaşlanan bir adamın hayatını konu alıyor. Benjamin Button hepimiz gibi zamanı durduramayan bir adamdır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, 1918’de, New Orleans’tan başlayıp 21. yüzyıla uzanan serüveniyle, onun hikayesi herhangi birininkinden daha sıradışı bir hayatı içerir.
11 Kasım 1918′de, New Orleans insanları 1. Dünya Savaşı’nın bitiÅŸini kutlarken, bir bebek 86 yaşındaki bir adamın fiziksel görünüşü ile doÄŸar. BebeÄŸin annesi doÄŸumdan kısa bir süre sonra ölür ve babası, Thomas Button, bebeÄŸi alır ve onu huzurevinin önüne bırakır. Huzurevinde çalışan Afrikalı-Amerikan çift Queenie (Henson) ve Tizzy (Ali) bebeÄŸi bulurlar. Hamile kalamayan Queenie, bebeÄŸi kendi üstüne almaya karar verir. BebeÄŸe Benjamin ismini verir.
Hikâyenin akışında, Benjamin’in fiziksel geliÅŸimi baÅŸlar. 1930′da, hâla yetmiÅŸlerinde görünürken büyükannesi huzurevinde yaÅŸayan Daisy (Fanning) ile tanışır. Benjamin ve Daisy birlikte oynarlar.
Birkaç yıl sonra, Benjamin, Kaptan Mike nedeniyle New Orleans rıhtımındaki bir römorkörde çalışmaya gider. BoÅŸ zamanlarında, Mike Benjamin barlara ve genelevlere götürür. İlk gittiÄŸinde Benjamin, babası olduÄŸunu belli etmeyen Thomas Button’la tanışır. Sonra, uzun dönem iÅŸ için New Orleans’tan ayrılır.
Rusya’da, Benjamin, Elizabeth Abbott (Tilda Swinton) adlı bir İngiliz kadınla tanışır ve ona aşık olur. Yeni evli Elizabeth eÅŸiyle birlikte İngiliz hükümeti adına casusluk iÅŸinde çalışıyor; fakat Benjamin’le bir iÅŸi vardır. Bir gün, 8 Aralık 1941 sabahında (Pearl Harbor Saldırısı’ndan sonra) Elizabeth beklenmedik ÅŸekilde ayrılır ve arkasında bir not bırakır: Seninle tanışmak güzeldi.
1945′te, Benjamin New Orleans’a döner ve yine Thomas Button’la tanışır. Thomas kendisinin babası olduÄŸunu söyler ve Benjamin’e ev, Button aile ÅŸirketini de içeren bütün servetini miras olarak bırakır.
Benjamin, Daisy’nin New York’ta baÅŸarılı bir dansçı olduÄŸunu öğrenir. Benjamin, New York’a Daisy ile tanışmaya gittiÄŸi zaman, Daisy’yi baÅŸka bir dansçıya aşık olmuÅŸ olarak bulur. Sonra, Paris’teki dans turu sırasında, dans kariyerini engelleyen, bir araba kazası geçirir. Benjamin Daisy’nin arkadaÅŸlarından birinden telgraf alır ve hemen onu bulmak için Paris’e gider. Daisy’nin Benjamin’i gördüğündeki ilk yorumu Mükemmelsin olur. Sonra Daisy, Benjamin’e sırtını döner ve hayatından çıkmasını söyler. Daha sonra, Daisy, güçlü fiziksel terapilerden geçerek yürümeye yeteneÄŸine tekrar kavuÅŸur.
1962′de, Benjamin New Orleans’a geri döner, yeniden Daisy ile görüşür ve ona aşık olur. Benjamin, Thomas Button’dan miras kalan evi satar ve Daisy ile bir dubleks apartmana taşınırlar. Çift, Daisy’nin yaÅŸlanırken Benjamin’in gençleÅŸmesi olayıyla mücadele ederler. Birkaç yıl geçer, Daisy bir kız doÄŸurur: Caroline. Benjamin, devamlı ters yaÅŸlanma nedeniyle, uzun süreli gerçek bir baba olamayacağına inanır ve Caroline bir yaşına geldiÄŸinde, bütün servetini ve ait olduklarını Daisy’ye bırakıp ayrılmaya karar verir.
Bu filmi ilk gördüğümde Dövüş Klübü filmi dışında uyuz olduÄŸum Brad Pitt’ in saçma bir filmi olarak algılamıştım. Ancak filmi seyretmeye baÅŸlayıpta belli bir süre geçtikten sonra inanılmaz bir ÅŸekilde filme konsantre olarak başından kalkmadan seyrettim.
Ucube bir ÅŸekilde doÄŸan bir bebeÄŸin daha sonra sürekli gençleÅŸmeye baÅŸlaması çok ilginç. 7 yaşındayken vücudunun yaÅŸlı olması ve hareket etmesini engellediÄŸinden hiçbirÅŸey yapamayan Benjamin tam 40′lı yaÅŸlarda ömrünün baharını yaşıyor. Heralde bizim milletin 40′lı yaÅŸlara ikinci bahar demesinin nedeni belki de budur
Neyse zaten 40′lı yaÅŸlarda sevgilisi Daisy’e ÅŸunu diyor:
- Sonunda aynı yaşlardayız!!!
Tabi filmi bu kadar ilginç kılan tek ÅŸey sürekli gençleÅŸen yaÅŸlı bir adamın hikayesi deÄŸil. Filmde aÅŸkta tam gaz devam ediyor. Filmdeki Daisy önüne gelenle yatıyor neredeyse. Ama Benjamin’i hiç unutmuyor. Daisy yaÅŸlanmayı sürdürürken doÄŸduÄŸunda yaratık kıvamında olan Benjamin inanılmaz derecede yakışıklı bir adam oluyor ve etraftaki kızları kesiyor. Arada birde yakalıyor ve o da Daisy gibi onla bunla beraber oluyor. Ama nedense o da Daisy’i unutamıyor.
Ben filmin aÅŸk konusunu beÄŸenmedim ama Benjamin’in hayat hikayesi gerçekten çok güzel anlatılmış bir senaryo. Filmin sonuna doÄŸru artık Benjamin küçülüyor ve çocuk oluyor. Hatta daha da aşıp bebek oluyor ve Daisy eski kocası ve sevgilisinin altını deÄŸiÅŸtiriyorken buluyor kendisini. Tabi hiç gocunmadan bu iÅŸlemleri yapıyor. Sonunda Daisy Benjamin’e kucağında ninni söylerken Benjamin son kez bir bebek olarak Daisy’e bakıp tanıdığını belli edercesine gözlerinin içine bakıyor ve orada ölüyor.
Filmi gerçekten çok beğendim. Brad amcamdan böyle bir film çıkması gerçekten ilginç. Eskiden yani Brad Pitt genç bir delikanlıyken daha değişik filmlerde boy gösterirdi ancak şimdilerde iyice yaşlanan Brad artık daha oturaklı filmleri kaldırabilecek kapasiteye gelmiş durumda.
Bu filme notum 10 üzerinden 7.5 olarak çıkıyor. Neden derseniz bence Esaretin Bedeli adlı şahaseri izlemenizi öneririm
O zaman bana hak vereceksiniz…



















Twitter
Facebook
Buzz
Digg
FriendFeed







