Uzun zamandan beri bu konu hakkında bir yazı hazırlamak istiyorum ama ancak bu güne nasipmiş. Yaz aylarının çoktan başladı. Vatandaşımız piknik alanlarına akın etti. Herkesin korkulu rüyası haline gelen öldürücü keneler sürekli ortalıkta gezerken vatandaşımızda rahat değil tabi. Hergün kene ısırmasıyla ilgili yeni bir haber duyuyoruz. Çoğu kişi kene ısırdığında paniğe kapılarak keneyi yerinden söküp çıkarıyor ve tabi bunun sonucunda da ölümlere davetiye çıkartılıyor.
Bu yazımızda keneler hakkında geniş bilgiler bulabileceğiniz gibi kenelerin nerelerde görüldüğü, hastalığın nasıl bulaştığı, tedavi süreci, kenelerin nasıl çıkartılması gerektiği ve bu öldürücü böceklerden nasıl korunmamız gerektiğini okuyacaksınız.
İlk olarak 1944 yılında Kırım’da, sonra 1956 yılında Kongo’da tanımlanmış ve sonra aynı hastalık olduğu anlaşılmıştır. Adını bu iki olayla tanımlayan hastalık çıktığı ilk günden beri ülkemizde de vardır. Ancak son yıllarda artış göstermesi dikkat çekicidir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nedir?
Hemorajik Ateş (KKHA), keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir mikrobiyal etken tarafından neden olunan ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.
Öldürücü Keneleri Nasıl Tanırız ve Daha Çok Nerelerde Görülürler?
Keneler daha çok otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekilli, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Çoğunlukla keneler kan emişleri sırasında ağız kısmındaki hortumu deri altına sokarlar ve doyuncaya kadar çıkartmazlar.
Keneler, kan emen böcekler oldukları için bütün yabani ve evcil hayvanlarda bulunabilir ve bu hayvanlardan da insanlara kolayca geçebilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler. Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara (özellikle devekuşları) kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.
Virüs Nasıl Bulaşır? Kene Nasıl Çıkartılır?
Vücudumuza yapışan kenelerin kan emişleri genellikle uzun bir süreçtir. Kan emmeye başlayan kene ağız kısmındaki hortumlar yardımıyla kan emişini uzun bir süre devam eder. Kene kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Dikkat edilmesi gereken bir konuda, kenenin deri altına soktuğu hortumun kenarlarında geri çıkışı engellemek için çıkıntılar olduğundan kolay kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi gördüğümüzde çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlanan kene içerdiği sıvıyı erken salgılayarak virüsü bulaştırabilir. Ayrıca keneyi zorlarsak patlama durumu olacağı için içerisindeki enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çizik ve boşluklardan kanımıza karışabileceğini unutmamak gerekir.
Keneyi gördüğümüzde öncelikle paniklemeden etraftan bir cımbız veya ona benzer bir alet bulmalıyız. Keneyi ağız kısmından tutarak sağa-sola oynatıp bir vida misali çıkartmaya çalışmalıyız. Eğer çok zorlanıyorsak keneye hiç dokunmadan acil olarak bir sağlık kuruluşuna gitmeliyiz.




Hastalığın Oluşması ve Belirtileri Nelerdir?
Hastalık genellikle virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 gün olabilir. Hastalık başka bir hayvanın kan ve vucut sıvıları ile bulaşmışsa 13 güne kadar uzayabilir.
Hastalığın belirtilerini sıralayacak olursak;
- Yüksek ateş
- Vücut kırgınlığı
- Baş ağrısı
- Halsizlik
- Aşırı duyarlılık
- Kol, bacak ve sırt bölgelerinde şiddetli ağrı ve kasılmalar
- İştahsızlık
- Kusma ve karın ağrısı
- İshal
- Sıkça görülen burun kanamaları
- Kanlı kusma, dışkılama ve idrar
- Ağır durumlarda hepatit, karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri görülebilir.
Tedavi Süreci Nedir?
Çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığında doğrudan bir tedavisi yoktur. Daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Erken dönemde başlatılan destek tedavileri daha başarılı sonuçlar vermektedir. Hastalığa karşı halen aşı çalışmaları yapılmakta olup yeterli bir koruyucu aşı geliştirilmemiştir.
Hastalıktan Korunma Yöntemleri Nelerdir?
Hastalık daha çok kenelerin sokması sonrası salgıladıkları sıvıyla, kenelerin çıkartılırken ezilmesi sonucu çıkan sıvı ve kanıyla olabilmektedir. Bu nedenle;
1. Mera ve meskenlerde yerleşik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanları kenelerden uzak tutarak kenelerin yayılmaları engellenmelidir.
2. Yeşil ve piknik alanlarına gidildiğinde (su kenarları, otlaklar, çalılık ve yüksek otlu alanlar) uzun giysiler giymeli, bacakları açıkta bırakmamalı, paçalar çorap içine konulup kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılmalıdır. Dönüşte tüm vücut kontrol edilip yapışık kene olup olmadığına bakılmalıdır.
3. Görevi nedeni ile risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.
4. Kenelerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene için taranmalıdır.
5. Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar (repellent) olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir.)
6. Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla sağa sola oynatarak alınmalıdır. Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse kenenin tanı için alkolde saklanması uygun olur.